Ah o eski Ramazanlar...

Bilmem hatırlar mısınız, teknolojinin çok yaygın olmadığı zamanlar hani ne telefon, ne internetin olmadığı, insanların birbirlerine gitmek için can attığı o bayramları...

ERKEK, BAKAR MISIN?

 

Çok sade anlatacağım bu konuyu. Tane tane anlatacağım eğer kendinizi kapatmadıysanız anlarsınız. Bayan yada kadın kötü kelimeler değiller. Yani her ikisi de bir küfür şekli değil. Bayan hitap şeklidir. Yani bu ne demek, mesela bir kadına seslenirken, ‘bayan bakar mısınız?’ dersiniz. ‘Kadın bakar mısınız?’ denilmez. Her ikisinin kullanım alanları farklıdır. İkisinin manası farklı. E-de-bi-yat değil bu kural yani manası bu iki kelimenin. Kadın cinsiyet belirtir. İki cinsiyet vardır: kadın ve erkek. Bayan ve bay ise hitap şeklidir. 

Cinsel Obje Olarak Bayan...

Erciyes Üniversitesi Gazetecilik Bölümünde 4 yıl eğitim almış biri olarak, kadın kelimesi benim için belli bir grup insanın kutsiyetini ifade eder. (Katılmaya bilirsin ama kadın olmak ayrı bayan olmak ayrı şeyler) ben böyle düşünüyorum...

Karne...

Baba ve annelerimiz henüz ilkokula başlamadan koşulsuz sever bizleri... Ama okul başladığı an her dönem de bir koşula bağlanır sevgileri, o koşul da karnedir... Koşulsuz elbet severler bizleri bir ömür ama, karne onlar için övünesi bir durum söz konusuna dönüşür o zamanlar içerisinde. Afferim oğlum, afferim kızım sözlerini kulağımız o zaman işitmeye başlar sıkı sıkıya... Önce sevgilerini aşılar, sonra paralarını harcarlar bizler için, geleceklerimiz için... 

*****

Çocuklarımızın her istediğini yapmak, onların her istediklerini almak onlar için bir mükafattan çok bazen bir cezaya dönüşebilir. Onun için imkanlarımız dahilinden çocuklarımızın isteklerine yetişmeli, bir defaya mahsus alacağımız ve zorlanarak yerine getireceğimiz isteklerini, alışkanlık haline getirmemeliyiz. Çocuklarımızın kendine öz güvenini aşılayacak atılımları yerli yerinde yapmalı, onların bencil bireyler olmalarını tükettirerek yapmamalıyız. Sadece sevgimizi verip, onların her koşulda yanlarında olduğumuzu hissettirsek yeterli olur diye düşünüyorum. Sizleri bu konu ile ilgili komik bir fıkra ile baş başa bırakıyorum, iyi okumalar...

*****

Baba, ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde karneyle salona girdiğini görür. "Allah Allah, dönem ne çabuk bitmiş..." diye düşünür ve oğluna seslenir: 

"Getir bakayım şu karneyi!" -"Al baba..." Adam karneye bir bakar ki, beden eğitimi ve resim dışındaki tüm dersler zayıf. -"Bir dediğini iki etmiyoruz, bilgisayar dedin, bilgisayar aldık, ingilizce kursu dedin ingilizce kursuna gönderdik, gitar kursu, müzik aletleri, ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının haddi hesabı yok. Ne bu notların hali, rezil şey!" 

"Baba... O benim karnem değil ki, senin kitaplarını karıştırıyordum, birinin arasında karnelerinden birini bulmuştum..." 

 

Kutadgu Bilig...

Kutadgu Bilig, 1070 yılında Yusuf Has Hacip tarafından yazılan bir eserdir. Türk Edebiyatı’nda İslam kültürünün özelliklerini taşıyan ilk üründür. Kutadgu Bilig, kelime anlamı ile “Kutlu Olma Bilgisi” demektir. Bir çok yönden Türk Edebiyatı için ilklerden olmuştur.

İhvan-ı Safa

Basra' da doğmuş bir akımdır. ihvan, kardeşler anlamına gelirken, safa da saf manasına gelir, bu durumda ihvanussafa saf kardeşlik yada saflığın kardeşliği gibi bir manaya gelir.

Hastayız ve İyileşemiyoruz

Canım Oğuz Atay zamanında nasıl da nokta atışı yapmış “Bugünün doktorları, insanın delirdiğini çok kolay kabul ediyorlar da, iyileştiğine inanmakta biraz nazlanıyorlar.” 

Kanunlar Genç Kıza 'Çok Geç Kaldın' Dedi

Bugünkü köşemizde yine çocuk, yine cinsel istismar, yine aksiyon ve yine Kayseri var...

Suç: 2013 yılı, 'çocuğun cinsel istismarı'...

Mağdur: Şuan 19 yaşında, olayın olduğu zaman 15-16 yaşlarındaymış...

Sanık: Tutuksuz, 24 yaşında, evli...

Yargılama: Ağır Ceza Mahkemesi'nde...

Mağdur kız, 'Yüzünü dahi görmek istemiyorum' diyerek sözlerine başlıyor. Mağdure ifadesinde, "2013 Ekim ayı gibiydi. Ben liseye giderken sanık ile yeni tanışmıştık. İldem'de dağlık bir alana gittik. Benimle o zaman zorla ilişkiye girerek, bana sahip oldu. Hemen şikayet etmedim çünkü evli olduğunu bilmiyordum ve bana evleneceğimizi, 2 yıl 6 ay cezası olduğunu, onu yatıp çıkana kadar beklememi söyledi. O yüzden şikayet etmedim. Sonra evli olduğunu öğrendim, şikayetçiyim" diyor.

Sanık ise o tarihlerde askerde olduğunu söylediği sırada, mağdur kız fotoğrafların olduğunu söyleyerek mahkemeye göstermek istiyor. 

Savcılık sanık ile mağdurun rıza ile ilişkiye girdiklerini, reşit olmayan kız ile ilişkiye girme suçundan da ceza verilebilmesi için olaydan sonra 6 ay içerisinde şikayet etmesi gerektiğinden davanın düşürülmesini talep ediyor.

Mahkeme, savcılığın talebine uyarak mağdurun üzerinden 3-4 yıl gibi bir süre geçtikten sonra şikayet etmesi nedeniyle davayı düşürüyor.

Mağdur, sanığa saldırmak istiyor, üzerine yürüyor ve polis tarafından mağdur kız dışarı çıkarılıyor.

Evli olan sanık elini kolunu sallayarak dışarı çıkıyor, hayatına kaldığı yerden devam ediyor.

Yargıyı asla eleştirmiyorum çünkü kanun ve hükümler ne ise onun gerekliliğini yerine getiriyor ama yasamızı burada eleştirmek istiyorum.

Cahil bir kız çocuğu, reşit olmamış liseli bir kız çocuğu, bir erkek tarafından ikna ediliyor ve evlilik vaadiyle kızlığı elden gidiyor. Bir süre geçse de kız aldatıldığını anlıyor, belki de aklı başına geliyor ve şikayet ediyor ancak yasamız, kanunlarımız 'çok geç kaldın' diyerek bu olayı görmezden geliyor.

O an ne yaşadı, nasıl bir psikolojideydi de yıllar sonra yaşadığı bu durum yüzünden erkeği şikayet ediyor kız bilmiyorum ama o an şikayet etseydi, şuan elini kolunu sallayarak çıkan o genç, tutuklu ve ağır bir hapis cezasına çarptırılacaktı.

Anayasa değişikliğinde bu konu ele alınır mı, Türk Ceza Kanunu'nda herhangi bir düzenleme gelir mi bilmiyorum ama bu yazımı okuyan ebeveynler çocuklarınıza sahip çıkın, ergen dönemlerinde onları yalnız ve başıboş bırakmayın, arkadaş çevresine çok ama çok dikkat edin, sosyal mecraları kendi başlarına ve gizli kullanmalarına izin vermeyin.

Söyleyeceklerim bu kadar...

 

Babalar Günü

Babalar Günü; babalarımızın onuruna yıl içinde ayrılan Haziran ayının üçüncü pazar gününe denk gelen özel bir gündür. Babamız hayatta ise şükretmeli ve hayatı boyunca biz evlatları için yaptığı fedakarlıklara karşı minnet duygumuzu, hayatta sergileyeceğimiz davranışlarımızla göstermeliyiz.