Abdullah Öcalan'ın PKK'ya silah bırakma çağrısının ardından, Ak Parti’den ilk resmi açıklama Genel Başkanvekili Efkan Ala tarafından yapıldı.

Geçtiğimiz aylarda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında Abdullah Öcalan'a çağrıda bulunarak, PKK'nın lağvedilmesi yönünde bir açıklama yapması için mecliste konuşmaya davet etmişti. Bahçeli'nin bu çağrısı, başta siyasi partiler olmak üzere kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştı.

Bu gelişmenin ardından DEM Parti, Bahçeli’nin çağrısına yanıt vererek, Abdullah Öcalan ile İmralı'da görüşme talebinde bulunmuştu. DEM Parti heyetinin Öcalan ile yaptığı görüşmeler sonrasında çeşitli siyasi partilerle bir araya geldikleri ve olumlu mesajlar verdikleri belirtilmişti.

Son olarak, Abdullah Öcalan, DEM Parti heyetinin de bulunduğu bir ortamda PKK terör örgütüne silah bırakma çağrısında bulundu. İmralı’dan gelen bu açıklamanın ardından siyasi parti liderleri de art arda değerlendirmelerde bulundu.

Efkan Ala: "Çağrının muhatabı terör örgütüdür"
Ak Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, Öcalan’ın çağrısına ilişkin şu açıklamayı yaptı:

"Çağrının özü silahların bırakılması ve terör örgütünün kendisini feshetmesidir. Biz sonuca bakarız. Türkiye’nin beklediği şey terörün sona ermesi, silahların tamamen gömülmesi ve örgütün feshedilmesidir. Bu çerçevede bir çağrı olması gerekiyor. Aksi takdirde anlamsız olur.

Türkiye, Ak Parti hükümetleri döneminde çok etkin bir biçimde terörle mücadele etti. Terörsüz bir Türkiye, ancak terörle mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesiyle mümkün olur. Türkiye terörle mücadelede büyük başarılar elde etti ve operasyonlarını sınırlarının dışına taşıdı. Bugün geldiğimiz noktada, terörün tamamen sonlandırılması için herkesin üzerine düşeni yapması gerekiyor.

Bu çağrının muhatabı terör örgütüdür ve onların nasıl bir yanıt vereceğini göreceğiz. Ancak biz, terörle mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Eğer terör devam ederse, mücadelemiz de sürecek. Umarız ki bu çağrı, gerçekten silahların bırakılmasını sağlar ve Türkiye, terör belasından tamamen kurtulmuş olur."

Kayseri'de çiftçiye can suyu: 5 bin meyve fidanı dağıtıldı! Kayseri'de çiftçiye can suyu: 5 bin meyve fidanı dağıtıldı!

Öcalan’ın çağrısı barış süreci açısından ne anlama geliyor?
Abdullah Öcalan’ın PKK’ya silah bırakma çağrısı, Türkiye’de uzun yıllardır devam eden terör ve güvenlik sorunlarının çözümü açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Sürecin nasıl ilerleyeceği ve terör örgütünün bu çağrıya nasıl yanıt vereceği ise önümüzdeki günlerde netlik kazanacak.

Öcalan'ın çağrı metni

"PKK; tarihin en yoğun şiddet yüzyılı olan 20. asrı, iki dünya savaşı, reel-sosyalizm ve dünya genelinde yaşanan soğuk savaş ortamları, Kürt realitesinin inkarı, başta ifade olmak üzere özgürlükler konusunda yasaklardan kaynaklı oluşan zeminde doğmuştur. Teori, program, strateji ve taktik olarak yüzyılın reel-sosyalist sistem gerçeğinin ağır etkisinde kalmıştır. 1990’larda reel-sosyalizmin iç nedenlerle çöküşü ve ülkede kimlik inkarının çözülüşü, ifade özgürlüğünde sağlanan gelişmeler, PKK’nin anlam yoksunluğuna ve aşırı tekrara yol açmıştır.

Dolayısıyla ömrünü benzerleri gibi tamamlamış ve feshini gerekli kılmıştır. Kürt-Türk ilişkileri; bin yılı aşan tarihler boyunca Türkler ve Kürtler, varlıklarını sürdürmek ve hegemonik güçlere karşı ayakta kalmak için gönüllülük yönü ağır basan, hep bir ittifak içinde kalmayı zorunlu görmüşlerdir. Kapitalist modernitenin son 200 yılı, bu ittifakı parçalamayı esas gaye edinmiştir. Etkilenen güçler, sınıf temelleriyle birlikte buna hizmeti esas bellemişlerdir. Cumhuriyetin tek tipçi yorumlarıyla birlikte bu süreç hızlanmıştır. Günümüzde çok kırılgan hâl alan tarihsel ilişkiyi, kardeşlik ruhu içinde inançları da göz ardı etmeden yeniden düzenlemek esas görevdir.

Demokratik toplum ihtiyacı kaçınılmazdır. Cumhuriyet tarihinin en uzun ve kapsamlı isyan ve şiddet hareketi olan PKK’nin; güç ve taban bulması, demokratik siyaset kanallarının kapalı olmasından kaynaklanmıştır. Aşırı milliyetçi savruluşunun zorunlu sonucu olan; ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır. Kimliklere saygı, kendilerini özgürce ifade edip, demokratik anlamda örgütlenmeleri, her kesimin kendilerine esas aldıkları sosyo-ekonomik ve siyasal yapılanmaları ancak demokratik toplum ve siyasal alanın mevcudiyetiyle mümkündür.
Cumhuriyetin ikinci yüzyılı ancak demokrasiyle taçlandırıldığında kalıcı ve kardeşçe bir sürekliliğe sahip olabilecektir. Sistem arayışları ve gerçekleştirmeler için demokrasi dışı bir yol yoktur. Olamaz. Demokratik uzlaşma temel yöntemdir. Barış ve demokratik toplum döneminin dili de gerçekliğe uygun geliştirilmek durumundadır. Devlet Bahçeli'nin yaptığı çağrı, Cumhurbaşkanın ortaya koyduğu iradeyle diğer siyasi partilerin malum çağrıya dönük olumlu yaklaşımlarıyla oluşan bu iklimde silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihi sorumluluğunu üstleniyorum.

Varlığı zorla sona erdirilmemiş her çağdaş cemiyet ve partinin gönüllü olarak yapacağı gibi devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir. Ortak yaşama inanan ve çağrıma kulak veren tüm kesimlere selamlarımı iletirim"

Kaynak: Haber Merkezi