Abdullah Gül ve Devlet Bahçeli’nin geçmişteki tartışmaları, özellikle 2019 yılındaki "vefasızlık" eleştirisi de yeniden hatırlandı.

AKP Kayseri Milletvekili Böhürler'den boykot çağrısına tepki: Vaktiyle çarıklı, şalvarlı diye Ankara'ya sokmazlardı AKP Kayseri Milletvekili Böhürler'den boykot çağrısına tepki: Vaktiyle çarıklı, şalvarlı diye Ankara'ya sokmazlardı

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin son dönemde yaptığı ‘açılım’ açıklamalarına dikkat çekerek, bu adımları ‘olağanüstü bir gelişme’ olarak değerlendirdi. Karar Gazetesi’ne verdiği röportajda Gül, Türk milliyetçiliği, çözüm süreci ve Türkiye’nin en önemli meseleleri üzerine kritik değerlendirmelerde bulundu.

Gül, özellikle Devlet Bahçeli’nin açıklamalarının Türk milliyetçiliği açısından geniş bir perspektifle değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bu adımları, Türkiye’nin sorunlarından arınarak daha güçlü bir ülke haline gelmesi yolunda önemli bir gelişme olarak nitelendirdi.

Türk milliyetçiliğine en büyük hizmet!

Gül, Bahçeli’nin açıklamalarından övgüyle bahsederken, ‘Türk milliyetçiliğini geniş bir perspektiften ele aldığınızda, bu adımlar Türkiye’nin güçlü bir ülke haline gelmesi, sorunlarını çözerek tüm enerjisini halkının mutluluğu ve refahına odaklaması anlamına gelir. Sayın Bahçeli’nin açıklamaları bu çerçevede olağanüstü bir adım olarak değerlendirilmelidir’ ifadelerini kullandı.

2019’da Bahçeli Gül’ü nasıl eleştirmişti?

Abdullah Gül ile Devlet Bahçeli arasındaki ilişki, geçmişte birçok kez farklı görüşlerle gündeme geldi. 2019 yılında, Yüksek Seçim Kurulu’nun İstanbul seçimlerini iptal etmesine ilişkin Gül’ün yaptığı eleştiriler, Bahçeli tarafından sert bir şekilde karşılanmıştı.

Abdullah Gül, o dönemde yaptığı açıklamada, YSK kararını 2007 yılındaki Anayasa Mahkemesi’nin ‘367 kararı’ ile kıyaslayarak, ‘Bir arpa boyu yol alamamışız’ demişti. Bu açıklama üzerine Bahçeli ‘Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Twitter'daki mesajını okudum. 367 ile ilgili olarak o dönemin Yargıtay Başsavcısı ile aynı çukura girmeleri inandırıcı değildir. 367 tezini ortaya koyup, kendi cumhurbaşkanlığını engellemeye çalışan bir zatın görüşünü şimdiki ile ilişkilendirerek 'iki üzüntü yaşadığını' söylemesi doğru değildir. 367 riskini 71 milletvekili ile aşan, kendisinin cumhurbaşkanı olması için 3. turu deneyen bir siyasi partinin Genel Başkanı olarak söylüyorum: AKP'ye vefasızlık yapıyor ama MHP'nin politikasına da hiç olmazsa saygı duysun’ ifadelerine yer verdi.

'Zıt görüşlerin uzlaşması şart'

Abdullah Gül, çözüm süreci gibi konuların yalnızca diyalog yoluyla çözülebileceğini vurgulayarak. ‘En zıt görüşlere sahip kesimlerin diyalog ve anlayış geliştirmesi çözüm için bir gerekliliktir. Aksi halde kutuplaşma devam eder ve çözüm daha da zorlaşır’ ifadelerini kullandı.

Gül, Bahçeli’nin bu süreçte attığı adımları önemli bir gelişme olarak değerlendirirken, geçmişte bu konuda keskin bir duruş sergileyen MHP’nin bugün diyalog ve çözüm odaklı bir çizgiye evrilmesini anlamlı bulduğunu belirtti.

Erdoğan’ın temkinli yaklaşımına destek

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın süreçteki rolüne de değinen Abdullah Gül, ‘Bazı kesimler Cumhurbaşkanı’nın daha aktif bir rol üstlenmesini bekleyebilir. Ancak, Cumhurbaşkanı’nın konumu gereği temkinli bir yaklaşım sergilemesi doğru bir stratejidir. Bu süreçte hükümetin samimi desteğini de görmekteyim’ dedi. Gül, bu açıklamalarıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çözüm sürecinde daha pasif bir tutum izleme kararını desteklediğini ve bunun sürecin hassasiyetini göz önünde bulundurarak alınmış bir tutum olduğunu ifade etti.

Çözüm süreci ve tarihsel arka plan

Abdullah Gül’ün açıklamaları, Türkiye’de çözüm süreci olarak bilinen dönemi yeniden gündeme taşıdı. 2009 yılında Cumhurbaşkanlığı yaptığı dönemde Gül, Kürt meselesiyle ilgili olarak ‘Türkiye’nin kendi inisiyatifiyle bu sorunu çözmesi gerektiği’ yönünde açıklamalar yapmış ve bu süreçte birçok kritik adım atmıştı.

Kaynak: Haber Merkezi