AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler, özel bir TV programında hat sanatının duayeni Hasan Çelebi’yi konuk etmişti. Programda, hattatlık üzerine önemli açıklamalar yapan Çelebi, hat sanatının tarihçesinden ve özelliklerinden bahsetmişti.
Böhürler’in “Hattat kimdir?” sorusuna büyük usta Hasan Çelebi’nin yanıtı
‘Hattat, şimdi hattı tarif etmek lazım, hattatı bulmak için. Hat çizgidir, çizgidir. Çizgiyi kıvırırsanız şekiller meydana gelir. Bunları dilerseniz Latin alfabesinde dilerseniz Arapça harflerle yaparsınız. Bunların meydana getirdiği dizgiye de hat deniyor. Tabii İslam sanatında bu sanatın özel ismi olduğu için bunun dışında Hüsni Hat olarak kullanılmıştır. Latin harflerinde de çizgiyi kıvırıyorsunuz ama çiftleşmez, Arap harflerinde birleşme vardır. Grift vardır, iç içe geçer. Bu güzellik arz eder. Öbür tarafta bunu bulmazsınız. Onun için bu, Hüsni Hat olarak meydana gelir ve bu işi yapan kişiye hattat denir.’
Bu sözleriyle hat sanatının estetik yönüne dikkat çeken Hasan Çelebi, aynı zamanda Arap harflerinin birleşme ve akıcılık özelliği sayesinde sanata kattığı derinliği vurgulamıştı.
Hat sanatının duayeni Hasan Çelebi hayatını kaybetti
24 Şubat 2025’te, ‘Yaşayan İnsan Hazinesi’ unvanına sahip hattat Hasan Çelebi, 87 yaşında hayata gözlerini yumdu. Rahatsızlığı sebebiyle bir süredir Koşuyolu İstanbul Medipol Hastanesi'nde tedavi gören usta sanatçının vefat haberini eski Sağlık Bakanı Fahrettin Koca duyurdu.
Hasan Çelebi kimdir?
1937 Yılında Erzurum’da doğdu. Hasan Çelebi, Ağustos 1937'de Erzurum’un Oltu ilçesine bağlı İnciköy'de doğdu. Babası Tahsin Efendi, annesi ise Sâkine Hanım’dı. Okumayı kendi çabasıyla öğrenen Çelebi, dayısı Yusuf Altaş’tan Kur'an eğitimi aldı. Hat sanatına ilgisi, köydeki caminin yazılarını taklit etmesiyle başladı.
Hat sanatındaki ilk adımları
1954 yılında İstanbul’a giderek Üçbaş ve Çinili medreselerinde Arapça ve din dersleri aldı. 1956’dan itibaren Üsküdar’da müezzinlik ve imamlık yaptı. 1960 İhtilali’nin ardından İstanbul’dan ayrılarak Artvin’in Yusufeli ilçesinde müezzinlik yaptı. 1963 yılında tekrar İstanbul’a döndü ve 1987’de emekli oluncaya kadar imamlık görevini sürdürdü.
Hat sanatındaki eğitimini, ünlü hattat Halim Özyazıcı’dan aldığı dört aylık derslerle başlattı. 1964 yılında üstat hattat Hamit Aytaç’ın öğrencisi oldu ve 18 yıl süren bir ustalık-çıraklık ilişkisiyle eğitim aldı. 1975 yılında Hamit Bey’den sülüs ve nesih icazeti aldı. 1981 yılında ise Kemal Batanay’dan ta’lik ve rik’a icazetini aldı.
Hat sanatına olan katkıları
Sanatçı, 1960’ların sonunda Atik Ali Paşa Camii’nin cümle kapısındaki Mustafa Rakım Efendi’nin yazısını ıslah etti. 1974 yılında Sultanahmet Camii'nin restorasyonu sırasında yan kubbe yazıları ve Esmâ-ül Hüsnâ’ları düzeltti.
1981 yılında İslam Konferansı Teşkilatı'nın yazılarını yazmak için Cidde'ye görevlendirildi. 1987’de Suudi Arabistan’a davet edilerek Kuba Mescidi ile Kıbleteyn Mescidi'nin kubbe kuşak yazılarını ve diğer süslemeleri tamamladı.
1982’de İslâm Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA)’nda ilk kişisel sergisini açtı. Daha sonra 1984’te Kuala Lumpur’da, 1985’te Amman’da, 1992’de tekrar Kuala Lumpur’da ve 1994’te “Hat Sanatında 30. Yıl” sergisiyle IRCICA’da sanatseverlerle buluştu.
50’den fazla hattat yetiştirdi
Hasan Çelebi, 1976 yılından itibaren hat dersleri vermeye başladı ve elliden fazla hat sanatçısının yetişmesine öncülük etti. 1992 yılından itibaren IRCICA tarafından düzenlenen uluslararası hat yarışmalarında jüri üyesi olarak yer aldı.
Hasan Çelebi’nin vefatı, sanat camiasında büyük üzüntü yarattı. Özellikle hat sanatına yaptığı katkılar, yetiştirdiği öğrenciler ve eserleriyle hat sanatının yaşayan en büyük ustalarından biri olarak anılmaya devam edecek.
Kendisinin en önemli özelliği, klasik hat sanatını aslına uygun şekilde icra eden ve genç kuşaklara aktaran bir usta olmasıydı. Türkiye’de ve dünyada birçok cami ve önemli yapıda imzası bulunan Hasan Çelebi, 'Hattatların Reisi' unvanıyla hat sanatının en önemli temsilcilerinden biri olarak tarihe geçti.