Geçtiğimiz yıl tüp bebek yöntemiyle dünyaya gelen bebek, 1 yıl sonra rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı. Hastanede yapılan muayene de anne ile babanın bebekle kan uyuşmazlığı doğması üzerine DNA testi yaptırıldı. DNA sonucunda ise bebeği dünyaya getiren annenin biyolojik annesi olmadığı, babanın biyolojik babası olduğu anlaşıldı. Bunun üzerine avukatlarını devreye sokan aile, Avukatının yapmış olduğu araştırma sonrası Kayseri Acıbadem hastanesi Doktorlarından Turgut Aydın’ın hatasını kabul ettiğini, Hastane yönetiminin durum karşısında sessiz kaldığını, bebeğin tanımadıkları bir kadının yumurta hücresi ile döllendirildiğini öğrendi. Sonucu öğrenen aile ise büyük bir travma ile baş başa kaldı. Ailenin avukatı Yıldız Ertuğ Ünder, “Sağlık bakanlığının bu tüp bebek merkezini derhal süresiz kapatması gerekmekte. Bu konuda bakanlığa başvuru yapılacak.” Dedi.

 “AİLE, KİMSEYE AÇIKLAMAYACAKLARI DURUMLA BAŞBAŞA KALDI”

İddiaya göre talihsiz aile, Çocuk sahibi olmak için tüp bebek yöntemini uygulamak istedi. Aile, Acıbadem Hastanesi'ni, büyük ve kurumsal bir yer olması ve Doktor ile yapılan ilk görüşmede, aralarında bir güven duygusunun gelişmesi nedeniyle tercih etti. Bu sebeple de tüp bebek uygulamasının, Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Tic. A.Ş. Kayseri Hastanesi'nde, Doktor Turgut Aydın tarafından yapılmasına karar verildi.  Aile, bebek ile ilgili sağlık sorunu nedeniyle, halk arasında DNA testi olarak bilinen testi yaptırmaya karar verdi. 03.05.2014 tarihinde anne, baba ve bebekten örnek alındı. Alınan örnek sonrası babanın bebeğin biyolojik babası olduğu, annenin ise bebeğin biyolojik annesi olmadığı kesinleşti. Aile, yaşananlar nedeniyle, büyük bir ruhsal travma ve panik içerisine girdi. Hastanenin ağır ve telafi edilemez kusuru nedeniyle, ailenin yaşamını bundan sonra, sosyal, psikolojik ve hukuksal açıdan sorunlarla sürdürmek zorunda kaldı. Ailenin karşı karşıya olduğu karmaşık ve vahim durumu özetlenecek olunursa, Bebeğin soy bağı değiştirilmiştir. Bebeğin soy bağı bilinmemekte, dolayısıyla genetik mirası da bilinmemektedir. Günümüzde genetik mirasın bilinmesi ile birçok kalıtsal, kronik hastalığın önceden tanınması, önlemler alınarak kişinin hastalanmadan iyi bir yaşam sürmesi sağlanabilmektedir.  Ayrıca, bu şekilde çocuk sahibi olurken de, aileler kalıtsal hastalıklardan korunabilmektedirler. Doktorun ve Hastanenin kusuru nedeniyle, bebek tüm bu olanaklardan mahrum kalmıştır. İleriki yaşamında hangi hastalıklarla karşılaşma olasılığı olduğunu dahi bilemeyecektir. Bireyin kimliğini bilme hakkı, genetik özelliklerini idame ettirme hakkı ve genetik miras hakkı, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin 26.01.1982 tarihli ve 934 sayılı Genetik Mühendisliğine İlişkin Tavsiye Kararı çerçevesinde korunmaktadır. Bireyin genetik hakları bakımından, müdahale edilmemiş bir genetik kökene sahip olma hakkı da, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin 1986 yılı ve 1046 sayılı Tavsiye Kararıyla koruma altına alınmıştır. Benzersiz olma hakkının da yine Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin, 1986 yılı ve 1046 sayılı Tavsiye Kararıyla güvence altına alındığı görülmektedir. Anne için durum çok daha vahimdir. Yapılan ağır hata sonucu, anne kendi çocuğunu doğurma şansından ömür boyu mahrum edilmiştir. Kendisinden alınan ve eşinin spermleri ile döllenmesi gereken 5 adet yumurta hücresinin akıbeti belli değildir. Annenin eşinin spermleri ile döllenmediği kesindir. Annenin bundan sonra çocuk doğurma olanağı elinden alınmıştır. Anne, Eşinin spermleri ile kime ait olduğunu dahi bilmedikleri bir kadının yumurtasının döllenmesi ile oluşan bir bebeği karnında taşımış, doğurmuş ve emzirmiştir. Şu an, bebeğe karşı annelik görevlerini sürdürmektedir. Ancak, kendisini ileride bekleyen sorunların büyüklüğü karşısında çaresiz ve ne yapacağını bilemez haldedir.  Ruhsal açıdan kaygı ve bunalımlarla boğuşmaktadır. Anne, bebeğin biyolojik annesi değildir. Çocuğun hem üvey annesi, hem de taşıyıcı annesidir. Doktorun hatası ile bilmeden ve istemeden taşıyıcı anne olmuştur. Zor ve riskli olan tüp bebek tedavisi sonucu, elde edilen yumurtaların, bilmedikleri başka bir erkeğin spermleri ile döllenmiş olması sonucu, kendi genlerini taşıyan çocuk/çocuklarının akıbetine dair sorular, her zaman yaşamında olacaktır.  Durumun manevi zorluğu çok ağırdır. Müvekkiller, kendi ailelerine dahi açıklayamadıkları sosyal ve ahlaki bir sıkıntı içerisindedirler.

Baba, çocuk sahibi olabilmek için, kurumsal olduğu ve güvenilir olacağını düşündükleri Acıbadem Hastanesine başvurmuşlardır. Bu isteklerine kavuştuklarını düşündükleri, bunun mutluluğunu yaşamaya başladıkları süreçte, hiç beklenmedik ve tüm aile yaşantısını altüst eden sorunla karşı karşıya kalmışlardır. DNA testi sonucunda, baba, çocuğun babasının kendisi olduğunu, ancak annesinin, sevgili eşi olmadığını öğrenmiştir. Aile kurduğu, sevdiği eşinden çocuk sahibi olamamıştır. Tüm yaşamı boyunca, eşinden çocuk sahibi olma hakkı elinden alınmıştır.

 SUÇ DUYURUSU YAPILDI, MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI AÇILDI

Ailenin Avukatı Yıldız Ertuğ Ünder Kayseri Deniz Postasına yapmış olduğu açıklamada, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuş, İstanbul Tüketici Mahkemesine de maddi ve manevi tazminat davası açtıklarını söyledi. Ailenin büyük bir mağduriyetle baş başa kaldıklarını belirten Av. Ünder,  “sağlık bakanlığının bu tüp bebek merkezini derhal süresiz kapatması gerekmekte. Bu konuda bakanlığa başvuru yapılacak. Yapılan hatayı tüp bebek uygulamasını yerine getiren Doktor Turgut Aydın kabul etmiştir.” Dedi. Av. Ünder, Tıp Doktoru olduğunu, ayrıca da Sağlık Hukuku Bilirkişiliği yaptığını da sözlerine ekledi.

 ÜREMEYE YARDIMCI TEDAVİ UYGULAMALARI VE ÜREMEYE YARDIMCI TEDAVİ MERKEZLERİ HAKKINDA YÖNETMELİK

Üremeye yardımcı tedavi yöntemlerini uygulayan hekimin ve merkezin bir diğer borcu, adaylardan alınan üreme hücrelerini ve embriyoları Yönetmeliğe uygun şekilde kullanmak ve gerekli hallerde bunları saklamaktır. Adaylardan alınan üreme hücreleri ve embriyoların Yönetmelik kapsamında kullanılması, tıbbi müdahaleyi hukuka uygun hale getirdiği gibi, merkezlerin sözleşmeden kaynaklanan borcunun gereği gibi ifa edilmiş olmasını sağlayacaktır. Bu kapsamda, eşlerden alınan yumurta ve spermler ile elde edilen embriyoların, Yönetmelik esaslarına aykırı olarak bulundurulması, nakledilmesi, satılması; bu embriyoların başka adaylarda, aday olmayanlardan alınanların da eşlerde kullanılması ve uygulanması sözleşmeye aykırılık oluşturacaktır.

Aile, bebek sahibi olma talepleri karşısında yapılan sözleşme hükümlerine ve Ulusal mevzuatta tanımlanan kurallara uyulmadığı açıkça görülmektedir. Aile, mevzuata uygun şekilde aydınlatılmamış ve yine gerektiği gibi usulüne uygun onam alınmamıştır. Bu husus uygulanan tedavinin her aşaması için geçerlidir. Ailenin hastane kayıtları incelendiğinde bu husus açıkça görülecektir. İlgili hastanenin hukuka aykırı ve ağır kusuru nedeniyle, ailenin uğradığı mağduriyetin kısmen de olsa giderilmesi, maddi ve manevi zararlarının karşılanması gerekmektedir.

 OLAYIN HUKUKİ BOYUTU

Hekimin anne ve babanın onayını almadan yapacağı tıbbi müdahale hukuka aykırı olacağı gibi, onların rızasını almadan üreme hücrelerini kullanması da hukuka aykırıdır. Ayrıca, hekimin eşlere ait olmayan üreme hücreleri ile başkasına ait üreme hücrelerini kullanarak yapay döllenme işlemini gerçekleştirmesi de hukuka aykırıdır.

Bu şekilde, eşlere ait olmayan üreme hücreleri kullanılarak elde edilen çocuktan dolayı eşler, hekimin kusurlu davranışı, üreme haklarını ihlal ettiğini iddia için maddi ve manevi tazminat davası açabilecektir. Ayrıca, sadece eşlere ait olmayan üreme hücreleriyle çocuk sahibi olan eşlerin dava açma hakkı değil; merkeze tedavi için bırakılan üreme hücreleri kendisinden izinsiz başkası için kullanılan kişilerin de dava açma hakkı vardır. Burada, davalıların ağır kusuru ile başkasının sağlıklı bir çocuk sahibi olması için üreme hücreleri kullanılan kişilerin hem üreme, hem de mahremiyet haklarının ihlali söz konusudur.

Anne adayının vücut bütünlüğünün ihlali nedeniyle tazmin ettirebileceği maddi zararları, tedavi giderleri ve uğradığı kazanç mahrumiyetine dayanan maddi zararlardır.

Eşlere ait olmayan üreme hücrelerinin kullanılması ile çocuk sahibi olan eşlerin bu çocuğun doğum öncesi, doğum ve doğum sonrası masrafları da dahil olmak üzere erginlik dönemine kadar olan bakım ve eğitim giderlerinden oluşan fiili zararları ile bu yüzden uğradıkları kazanç kaybı maddi tazminat kapsamında istenebilecektir. Ayrıca, genetik anne veya babanın çocuk sahibi olma iradesi mevcut olsa bile üreme hakkının ihlali söz konusu olduğundan maddi tazminat davası açabilmesi ve nafaka yükümlülüğünden doğan zararların talep edilmesi söz konusudur.

Anne, başkasının çocuğunu taşımaktan dolayı uğradığı fiili zararları ve kazanç mahrumiyetini isteyebilecektir.

Kişinin hayatının, sağlığının, vücut bütünlüğünün, özgürlüğünün, şeref ve haysiyetinin, resmi, özel hayatının gizliliğinin, sırlarının, üreme veya ürememe hakkının tecavüze uğraması kişilik haklarının ihlali anlamına gelir. Kişilik hakları zedelenen kimse, bu sebeple duyduğu acı, üzüntü ve elem dolayısıyla uğradığı manevi zararları TMK m. 25/3, TBK m. 56/1 ve TBK m. 58/1 gereğince zarar verenden tazmin edebilir. Tıbbi müdahalelerde manevi zarar, daha çok kusurlu bir tıbbi müdahale sonucu hastanın duyduğu bedensel ve manevi acıyı ve hayat zevkinde meydana gelen azalma olarak ifade edilebilir. Özellikle, üremeye yardımcı tedavi yöntemleri bakımından, mahremiyet hakkının ve özel yaşamın gizliliğinin ihlali nedeniyle, utanma veya toplum önünde aşağılanma gibi oluşan durumlar, manevi zararı ifade eder. Tazminat olarak verilen bir miktar para, üzüntü ve acıyı ortadan kaldırmasa da bir teselli olarak değerlendirilebilir.

Üreme hücreleri ve embriyonun zayi edilmesi gibi mahremiyet hakkı kapsamına giren durumlar kişilik hakkının ağır ihlalini teşkil edeceğinden manevi tazminat hakkı doğmaktadır.  Ayrıca, anne adayının kendi üvey çocuğunu taşımaktan veya eşinin dışındaki bir kişiye ait olan üreme hücresiyle döllenme sonucu oluşan başkasının çocuğunu taşımaktan dolayı ve baba adayının da eşinin başkasının çocuğunu taşımasından veyahut eşinden bir çocuk sahibi olamamaktan dolayı oluşan manevi zararların tazmini gerekmektedir.

 

                                                                                                                                                              

                                                                                                                                                            

 

Kayserili İlahiyatçı Recep İhsan Eliaçık’tan boykota destek: Nasıl suç olabilir? Kayserili İlahiyatçı Recep İhsan Eliaçık’tan boykota destek: Nasıl suç olabilir?