Tutuksuz yargılanan sanık polis memurları; Şaban Gökpınar ve Hüseyin Engin ise, kanıt yetersizliğinden beraat etti.
Korkmaz ailesinin yanı sıra Taksim Dayanışması’ndan Mücella Yapıcı ve Can Atalay, İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal, CHP’li vekiller Sezgin Tanrıkulu, Hüseyin Aygün, HDP Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş ve Erol Dora katıldı.
Korkmaz ailesinin yanı sıra Taksim Dayanışması’ndan Mücella Yapıcı ve Can Atalay, İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal, CHP’li vekiller Sezgin Tanrıkulu, Hüseyin Aygün, HDP Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş ve Erol Dora katıldı.
Mahkeme heyeti yerini aldıktan sonra arkalarındaki büyük ekrana sanık Mevlüt Saldoğan Ankara Numune Hastanesi’nden görüntülü olarak katıldı. Mahkeme Başkanı savcıya mütalaasında bir değişiklik olup olmadığını sordu. Savcı mütalaasını tekrar etti, polis Yalçın Akbulut'un tutuklanması talep etti. Ardından sanıklara son sözleri soruldu.
Sanık Saldoğan aileye başsağlığı dileyerek başladığı son sözlerinde şöyle konuştu:
“Benim dövdüğüm kişinin Ali İsmail olduğu hala ispat edilememiştir. Sözde tanık Semih Berkay’ın Ekşisözlük'te yaptığı teşkilatıma yaptığı kin ve nefret yorumuna dayanılarak dövdüğüm şahsın Ali İsmail olduğu algısı yaratılmıştır. Sanığın lehine ve aleyhine delilleri toplamadı savcı. Tanıklardan beni gördüğünü iddia edenlerin baktığı pencere bir kişinin kafasını sığacağı büyüklüktedir, önünde tente vardır. Ali İsmail’in ilk muayenesini yapan doktora ilaç aldığını söylememiştir. Benim bulunduğum görüntüde darp edilen Ali İsmail değil. Ali İsmail 18 saat sonra beyin kanaması geçirmiştir. Devletin güvenlik güçlerine saldırmak, halkın malına zarar vermek, gasp etmek hangi demokraside ve yasada vardır? Gösteri kanununda güneş doğduktan, batmadan bir saat önce sonlanması gerekir der. Olayımız gece yarısı meydana gelmiştir, bu demokratik bir hak kullanımı değildir. Gerçek fail aranıyorsa, Gürkan bey günah keçisi istemiyoruz demişti, katılıyorum, gerçek katil sanık sandalyesinde değil, o gençleri bu suçlara sürükleyenler arasında arayın. Katili benim teşkilatımda, sanık sandalyesinde değil, Gezi parkını organize edenler arasında arayın.”
Saldoğan’ın bu sözleri salonda “siyasi konuşma yapıyor, avukat olmuş” sözleriyle büyük tepki çekti. Konuşması sıkça kesilen sanık Saldoğan’ın son sözünü kısa söylemesi istendi.
Mahkeme Başkanı Salih Polat, karar açıklamadan önce kısa bir konuşma yaparak davayı şu sözlerle özetledi: “Hep beraber bugüne kadar getirdik, müzakeremizi yaptık, bir kanaate ulaştık, mahkeme kararları demokratik kurallara göre tepkiler gösterilebilir. Dört ayrı başlık altında topladık kararımızı, karar sonrası istirhamım eleştirileri ve tepkileri salon dışında demokratik çerçevede yapalım.”
2 BERAAT, 1 TAHLİYE
Mahkeme heyeti yapılan yargılama sonucu, tutuklu sanık Mevlüt Saldoğan’a ‘kasten yaralama’ suçundan 10 yıl 10 aya indirildi ve tutukluluk halinin devamına karar verdi.
Tutuksuz sanık polis Yalçın Akbulut’un 10 yıl hapisle birlikte tutuklanmasına karar veren mahkeme heyeti, fırıncılar İsmail Koyuncu, Ramazan Koyuncu ve Muhammet Vatansever’e yaralama suçundan 6’şar yıl 8'er ay hapis olarak belirlendi, tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Sanık Ebubekir Harlar’a ise 3 yıl 4 ay hapis cezası, tutuklu kaldığı süre göz önüne alınıp tahliyesine karar verildi. Tutuksuz sanık polisler Şaban Gökpınar ve Hüseyin Engin'in delil yetersizliğinden beraatlarına karar verildi.
ŞEMSİYELİ KORUMA
Ali İsmail Korkmaz davasında zanlılara verilen cezalar duruşma salonunda büyük tepkilere neden oldu. Mahkeme heyeti salonu, olası saldırıdan korunmak için şemsiye eşliğinde terk etti.
Kararın ardından Korkmaz ailesinin heyete yönelik tepkileri oldu, salondakiler Ali İsmail Korkmaz sloganları attı. Kararla birlikte korumalar şemsiyeler açarak heyetin salondan çıkarılmasına eşlik etti.