Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ, Kayseri’deki Suriye olayları sonrası halkı kin ve düşmanlığa sevk ettiği gerekçesiyle tutuklanmıştı. Gezi Parkı’na AVM yapılmasına karşı kurulan Taksim Dayanışması’nın avukatı olan Can Atalay ve müebbet hapis cezasına çarptırılan insan hakları savunucusu Osman Kavala ile ilgili açıklamalarda bulunan Özdağ, Türkiye'deki hukuk sistemine dair önemli tespitlerde bulundu.
'Can Atalay ve Osman Kavala cezaevinden kaçsa, bu kendini savunma olur'
Ümit Özdağ, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Adem Sözüer'in T24’teki söyleşisini paylaştı. Özdağ, "Türk Ceza Kanunu'nun yazılmasına katkı veren Prof. Dr. Adem Sözüer, T24’te Cansu Akbel’e verdiği demeçte 'Anayasa Mahkemesi fiilen kapatılmıştır' dedi. Adem Sözüer Hoca, 'Anayasa büyük ölçüde işlevsiz bırakıldı, kararları uygulanmıyor. Sadece bireysel başvurularla ilgili değil, kanunlarla ilgili iptal kararları da yerine getirilmiyor. Anayasa Mahkemesi bir kararı iptal ediyor ancak iktidar, iptal edilen kanunu yine de kanunlaştırıyor.' diyerek Anayasa Mahkemesi’nin fiilen uygulamadan kaldırıldığını ifade ediyor. Sözüer Hoca, 'Bugün Osman Kavala ve Can Atalay cezaevinden kaçsa, bu bir cezaevinden kaçma değildir. Bu kendini savunma olur. AİHM iki kez karar vermiş; bu kişiyi serbest bırakman lazım, serbest bırakmadığın zaman kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu işlemiş olursun' diyor" dedi.
'Türkiye Cumhuriyeti’nde hukukun geldiği korkunç ve gerçeküstü durumu tanımlıyor'
Özdağ, Sözüer’in ifadelerini vurgulayarak, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının uygulanmadığını ve bu durumun hukukun tamamen işlevsiz hale geldiğini belirtti. Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti’nde bazı kişilerin anayasal haklarının kısıtlandığını ve muhaliflerin farklı bir ceza hukukuna tabi tutulduğunu söyledi. Özdağ, bu durumu "Düşman Ceza Hukuku" olarak tanımlayarak, “Anayasa Mahkemesi de Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşmesinin 'yok hükmünde' olduğuna karar verdi. Sözüer’in 'Can Atalay ve Osman Kavala cezaevinden kaçsa, bu kaçış kendini savunma olur' ifadesi, Türkiye Cumhuriyeti’nde hukukun geldiği korkunç ve gerçeküstü durumu tanımlıyor. Bu tanım, toplumun devlet öncesi 'doğal durum'a dönmesiyle, 'güçlü olanın haklı olduğu' ilkel bir anlayışın yeniden ortaya çıktığını gösteriyor" ifadelerini kullandı.
'Bu düşman ceza hukukudur'
Özdağ, Türkiye’deki mevcut hukuk sistemini tanımlayarak, "İşte o doğal durumda, toplumu oluşturan bireyler yasalara göre değil, güçlerine göre hareket ederler. Aynı anda hem savcı, hem yargıç, hem avukat, hem gardiyan, hem de cellat olurlar. İnsanlar ancak doğal durumda, yani yasaların olmadığı bir ortamda, kaçarlarsa suç işlemiş sayılmazlar; ya da devlet, bir kısım yurttaşların anayasal ve yasal haklarını kısıtlamış ve muhalif oldukları için ayrı bir ceza hukuku uygulamaya karar vermiştir. Bu düşman ceza hukukudur. Ve bu hukukta aynı suç isnadı için muhalif farklı ceza alır, yandaş farklı. 1960'dan önceki yıllarda ABD'nin güney eyaletlerinde siyahilerin yaşadığı, Türkiye Cumhuriyeti'nde muhalefetin ise 2000'lerin Türkiye’sinde yaşadığı bir durumu görüyoruz" şeklinde konuştu.