Diyarbakır’daki Narin Güran cinayeti davasında dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Cinayetin zanlıları arasında yer alan Narin’in annesi, abisi ve amcası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılırken, cesedi saklayan Nevzat Güran ise 4 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum oldu. Dava sürecinde avukatlar, verilen cezalara itiraz etti. Ancak, eski Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren’e yönelik sert açıklamalar davanın seyrini değiştirdi.
Arif Güran’dan sert açıklamalar
Arif Güran, katıldığı bir televizyon programında eski Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren’i hedef alarak önemli açıklamalarda bulundu. Güran, Nevzat Güran’ın aldığı 4 yıl 6 ay hapis cezasının arkasında Nahit Eren’in bulunduğunu iddia etti. Bu açıklamanın ardından, Nahit Eren, Güran’a “ilk ve tek cevabım” diyerek yanıt verdi.
‘Beddua etmiş ve açıkça da hedef göstermişsiniz’
Nahit Eren, açıklamasında Arif Güran’ın kendisini doğrudan hedef gösterdiğini belirterek, kendisini yalnızca vicdanına seslenerek sorgulamak istediğini ifade etti. Ayrıca, dava sürecinde şeffaflık ilkesini vurgulayan Eren, davanın sadece bir dosya olarak kullanılmaması gerektiğini de dile getirdi.
Eren konuya ilişkin, “Beddua etmiş ve açıkça da hedef göstermişsiniz. Acılı bir babayı anlıyor, baş göz üstüne diyerek bu hususta bir şey demiyorum. Lakin kamusal bir alanda ifade edildiği için bir kısım beyanları düzeltmem ve yanlış algılara sebep verecek iddialara cevap olmam gerekiyor” ifadelerini kullandı.
'Her türlü riski gözeterek süreci takip ediyoruz'
Nahit Eren, davada takipçi olarak yer aldığı süreçte tehditlere maruz kaldığını da açıkladı. Eren, müvekkilinin haklarını savunmaya kararlı olduğunu belirterek, her türlü riski göze alacaklarını ifade etti. Ayrıca, tutuklu ve hükümlülerin farklı illere nakledilmesinin bir hak ihlali olduğunu savundu ve bu tür uygulamalara karşı çıkacaklarını belirtti.
Eren açıklamasının devamında, “Duruşmada da ifade etmiştik, bir kez daha ifade etmek istiyorum. O çocuğa bu kötülüğü yapanların kim olursa olsun hak ettikleri cezayı almaları için her türlü riski gözeterek kurumsal sorumluluğumuzla hukuki süreci takip ediyoruz. Aksi durum, yani sessiz kalmakla insanlığa ve savunduğumuz değerlere ihanet etmiş olacaktık” dedi.