Öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki aklımız ve vicdanımız adeta savruluyor.
Her gün idrakimizin kaldıramayacağı olaylar yaşıyoruz.
Yaşadıklarımıza bir türlü anlam veremiyoruz.
Bazen kendi aklımızdan bile şüphe eder hale geliyoruz.
Niçin bunlara maruz kalıyoruz neden bu yaşanan anlamsızlıklara çare bulamıyoruz.
Neden akıl almaz olaylar hep ülkemizde cereyan ediyor. Hiç düşünüyor musunuz.?
Bunun tek bir cevabı var yaşanan her Hadise kollektif bir aklın eseridir.
Bireysel akıl kollektif aklın daima altındadır.
Bir diğer ifade ile bireysel akıl kollektif akla galebe çalamaz.
Bireysel aklın keşfedemeyeceği anlam veremeyeceği çözemeyeceği olaylar ancak kolektif akıl tarafından çözülür.
O yüzden olayları anlamanın birinci koşulu kollektif bir akıl içerisinde yer almaktır.
Kolektif bir akıl içinde değilseniz savrulmaya şaşırmaya ve yanılmaya devam edeceksiniz demektir.
Peki kolektif aklın içinde yer almak tek başına yeterli midir?
Elbette ki hayır.
Öncelikle fazla televizyon izlememek gerekir Çünkü bugünkü televizyondaki konuşmacılar programlar ve diziler zeka seviyesini düşüren bir niteliktedir.
Sürekli televizyon izlemek amatör ligde oynamaya benzer. Bu konuşmalarla zekanızı zorlayamaz ve geliştiremezsiniz..
Peki bu Neden böyle oluyor diye sorar gibi oluyorsunuz.
Cevap Çünkü siz hedef ülkesiniz.
Unutmayın ki bu televizyonların birçoğunun mutfağında size dost olmayan unsurlar yer almaktadır.
Peki ne yapacağız?
Televizyonu Çok sınırlı tutacağız yalnızca haberleri ve çok nitelikleri programları izlemek amacıyla ya da keyifli saatler geçirmek amacıyla kullanacaksınız ve asla bir gün içerisinde 1 saatten fazla televizyon izlemeyeceksiniz.
Bunun yerine sizlerin düşünce dünyasına taklalar attıran çok nitelikli kitaplar okuyacak çok nitelikli uzmanlar dinleyeceksiniz.
Maalesef ülkemizdeki kaynaklar sınırlı olduğu için yabancı kaynaklardan istifade etmek zorunda kalacaksınız.
Bir konuda tam uzmanlaşacaksınız bir konuda hakkıyla uzmanlaşmayan insan başka bir olay ve başka bir konu hakkında incelikleri fark edemez.
Bir insanın diğer olaylar hakkında yorum yapabilmesi için kendi yaptığı iş ve uzmanlık alanını mihenk alarak değerlendirmesi gerekir
Örneğin bir öğretmen devletin nasıl yönetildiğini kendi kurumuna bakarak anlayabilir.
Milli eğitim teşkilatı nasıl yönetiliyorsa bilsin ki bütün kurumlar böyle yönetiliyordur. Bileşik kaplar hesabı..
Kendi teşkilatındaki absürtlükler ve saçmalıkların giderilmemiş oluşu diğer kurumlardaki absürtlüklerin de devam ettiği anlamına gelecektir.
Zekamızı geliştiren bir diğer faktör düşünmek, analiz etmek ve istişare etmektir.
Hayat bizi öyle bir noktaya getirdi ki düşünmeye fırsatımız dahi kalmıyor.
Çünkü Türk milleti sosyal bir millettir sürekli birbirimizi etkileyerek birbirimizle konuşarak birbirimize boş vakit bırakmamak adına adeta yarışıyoruz. Bir düşünün bir gün içerisinde tefekküre kaç dakika ayırıyorsunuz.
Oysaki Her insanın 24 saat içerisinde en az 2 saat yalnız kalmaya ve derin bir tefekküre olaylar üzerinde düşünmeye ihtiyacı vardır.
Çünkü bu insan ruhunun steril bir alanıdır hiçbir etki altında kalmadan sadece zihnini ve kalbini dinleyerek olayları değerlendirmesi onu daha sağlıklı sonucu ulaştırabilir.
Çünkü insanoğlu iletişimin bu kadar ilerlediği , sanal dünyanın ve gri propagandanın bu kadar ilerlediği bir dönemde yalnız kalmadığı anda yanılmaması ve manipüle edilmemesi mümkün değildir.
Sürekli size görmek istedikleriniz gösterilir. Görmenizi istemedikleri olaylar sizden daima gizlenir.
Saklananları da görmenin en büyük yolu derin kitapları okumak derin uzmanlar dinlemek ve yalnız kalarak tefekkür etmektir.
Şimdi anlıyor musunuz bu ülkede insanların Neden sağlıklı düşünemediğini neden olaylar hakkında yorum yapamadığını ve tam tersine insanların bir olay hakkında yorum yaparken körlerin filin bacağını tutarak yorum yaptığı gibi yorum yaptığını.
Herkes her şeyi biliyor ancak hiç kimse hiçbir şeyi bilmiyor.
Bu ülkede bir köy kahvesinde oturursunuz herkesin doktor herkesin Avukat herkesin mühendis olduğunu görürsünüz ancak geri dönüp ülkeye baktığınızda ülkenin belli konularda hala yerinde saydığını gördüğünüzde bu durumun neden böyle olduğuna şaşırmamanız gerekir..
Bırakın Bir insanın her şeyi bilmesini hiçbir insan kendi mesleğindeki tüm incelikleri dahi bilmekten yoksundur.
Çünkü öyle bir zamanda yaşıyoruz ki meslekler bile kendi içerisinde yeni yeni derin alanlar açmışlardır.
Bu nedenle ülkenin ülkenizin ilerlemesini istiyorsanız önce belli kurumlarda çok sağlam temeller atılması için mücadele edeceksiniz.
Örneğin ilkokulu yeniden yapılandırıp bu okulları çok nitelikli hale getirmek için mücadele edeceksiniz.
Fizikteki ilk hız kavramını unutmayın.
İlkokulların donanımlı hale getirilmesi ilkokul öğretmenlerinin belki en zeki en donanımlı insanlardan seçilmesi için mücadele edeceksiniz.
İlkokul sorununu çözmeyen hiçbir devlet üniversite sorununu çözemez.
Bir sonraki aşama adalet ve hukuk için mücadele edeceksiniz adaletin olmadığı bir ülkede emeğin karşılığı olmaz insanlar çalışma ve gayret içerisine girmezler.
Çünkü adaletin olmadığı bir ülkede kurnazlıklar prim yapar kurnazlıkların peşinde koşan insanlar kendilerini asla geliştirmezler.
Sadece başkalarının haklarını gasp etmeye ve birilerini sırtından yükselmeye çalışırlar.
Sonuç olarak diyoruz ki sebebini bilmediğiniz bir olayın sonucuna şaşırmak ancak aptalların düşünce tarzıdır.
Onlarca hareket yapıp sonucu değiştirmeye çalışmak Einstein'ın dediği gibi ancak aptallara özgü bir durumdur.
Dünyada kendine yeten birkaç ülkeden biri olan ve kaynakları sınırsız olan bir ülkenin insanları Eğer hala birtakım sorunları aşamaz bir hale gelmişse bunun tek bir izahı vardır kötü Yönetim ve iş bilmezlik. Değişmez bir kural var Halkı niteliksiz olan ülkenin yöneticileri de niteliksiz olmaya mahkumdur..
Son söz :
Bu hayatın tekrarı yoktur hayat bize bir kereliğine verilmiştir.
Unutmayın ki Nitelikli yaşamak da elimizde niteliksiz yaşamak da.