Suriye komşumuzdu. En uzun sınıra sahip komşumuz. Kapalı ve tek partili Baas rejimi altında insanlar neler yaşıyor hiç bilmiyorduk.

Bildiğimiz, baba Hafız Esad’ın Hama’da yüzbinlerce insanı katlettiğiydi. Bildiğimiz terör örgütünün eğitim kampları, merkezi Suriyedeydi.

Libya’dan gelen Arap Baharı dalgası Suriye’yi de hareketlendirdi. O günlerde sanki bazı olumlu gelişmeler olacak gibi görünüyordu. Beşar Esad sanki ılımlı bir süreç içinde Suriye’yi normalleştirecek gibi bir hava vardı. Ne olduysa Arap Baharı Beşar Esad’ı ürküttü. Ya da çirkin ve zalim yüzünü ortaya çıkardı. Normale dönmek yerine babasını mumla aratacak zulümlere başladı.

Ne olduysa ondan sonra oldu. Hayatından endişe eden, zulümden kaçıp sığınacak bir yer arayan Suriyeliler Türkiye’ye akın etti.

İlk günlerden itibaren Suriyelilere sahip çıktık. Kayseri de sığınmacı, mülteci Suriyelilere kapılarını açtı. Tam bir gönül seferberliği ilan edildi. Kardeşçe bütün imkanlarımızı paylaştık. Tıpkı daha önce Kafkasyadan, Balkanlardan göç eden kardeşlerimizle paylaştığımız gibi…

Aradan yıllar geçti. Suriyeli kardeşlerimiz kendilerini toparlamaya çalıştılar. Sürekli el açarak, yardım alarak yaşamak yerine kendi imkanları doğrultusunda bir hayat kurmanın gayretine düştüler. İmkanı olanlar esnaflık yaptı. İş yapabilecek durumda olanlar çalıştılar. Zaten hayat tarzı olarak abes bir farkımız yoktu. Yine de sessizce, kendi hallerinde bir hayat kurdular. İş yerlerinde birlikte çalıştık. Çocuklarımız aynı sınıflarda okudu.

Elbette her şey bizim için de onlar için de güllük gülistanlık değilldi. Sanki iyi bir şeymiş gibi düşmanlık tohumlarını serpmeye çalışanlar oldu. Kayseri talihsiz provakasyonlarla misafirperverliğine gölge düşürülen günler de gördü.

Gün oldu devran döndü. Altmış yıllık Baas rejimi yıkılıverdi. Esad kaçıp gitti. Geride harabe haline gelmiş bir ülke bıraktı.

Suriye için bir ümit ışığı yandı sonunda. Göçmenler, mülteciler yavaş yavaş ülkelerine dönmeye başladılar. Artık Suriye’nin şehirleri, köyleri sıfırdan, silbaştan kurulacak.

Misafir on nimetle gelir, birini yer, dokuzunu bırakıp gidermiş. Suriyeliler ülkelerine döndüklerinde Kayseri için de gelecekte güzel günler olacak.

Şehrimizdeki inşaat firmaları yeniden kurulan Suriye’de çalışacaklar. Çelik kapı üreticileri, mobilya imalatçıları ve Kayseri organizesi, iş adamları esnafları yeniden yapılanan Suriye’de yeni ekmek kapılarına ulaşacak. İmalat, ihracat, ithalat derken Kayseri ve Suriye arasında kurulan gönül köprüleri ekonomimizi canlandıracak.

Ben ümit ediyorum ki, Kayseri’deki iş adamları, sanayiciler ve bu konuda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları uyanık davranır. Sanayi Odası, Ticaret Odası, Müsiad gibi kurum ve kuruluşlar yeniden kurulacak Suriye’de yapılacak çalışmalarda yerini almak için geç kalmazlar diye düşünüyorum. Çünkü gerçekten bir ülke sıfırdan kurulacak ve a’dan z’ye herşeye ihtiyaç olacak.

Peki gerçekten Kayseri’nin iş çevreleri bu potansiyelin farkında mı acaba?